İlişkide Çatışma Nedenleri ve Çözüm Yöntemleri

İlişkide çatışma, bir ilişkinin sağlıklı olup olmadığını çiftlerin hiç tartışmaması belirlemez. Bana göre asıl önemli olan, iki kişinin çatışma sırasında birbirleriyle nasıl ilişki kurduğu ve çatışmanın ardından yeniden temas kurup kuramadığıdır.

Çünkü ilişkide çatışma, birbirinden farklı iki insanın yakınlaşmasının doğal sonuçlarından biridir. İki farklı geçmiş, iki farklı aile yapısı, iki farklı ihtiyaç dünyası, iki farklı kişilik yapısı ve iki farklı ilişki kurma biçimi aynı ilişkinin içinde kendini var eder.

Bu nedenle zaman zaman uzlaşı sağlanamaması yaşanması anlaşılır bir durumdur.

Asıl dikkat edilmesi gereken nokta, bazı çiftlerin neden farklı konularda tartışmalarına rağmen kendilerini sürekli aynı duygusal çıkmazın içinde bulduklarıdır.

İlişkide Çatışma Neden Olur?

İlişkide çatışma; iletişim sorunları, kıskançlık, güven problemleri, ekonomik konular, aileler, cinsellik, ev içindeki sorumluluklar, çocuklar veya kişisel sınırlar gibi birçok nedenle başlayabilir.

Fakat çift terapilerinde çiftlerle yaptığım çalışmalarda özellikle dikkat ettiğim noktalardan biri, tartışmanın görünen konusu ile tartışmanın psikolojik anlamının her zaman aynı olmadığıdır. Yani çifler bir konu üzerinden çift terapisi sürecini başlatabilir, lakin bu buz dağının görünen yüzünü ifade edebilir.

Örneğin partnerinizin mesajınıza geç cevap vermesi üzerinden başlayan bir tartışma, yalnızca telefonla ilgili olmayabilir.

Kişinin iç dünyasında bu durum “Ben onun için yeterince önemli değilim, sevilmiyorum” düşüncesine dönüşebilir.

Ev işlerinin paylaşılması üzerinden başlayan bir tartışmanın altında “Bu ilişkinin yükünü tek başıma taşıyorum, çok fazla sorumluluğum var” hissi bulunabilir.

Cinsel yakınlığın azalması ise yalnızca cinsellikle ilgili bir problem olarak yaşanmayabilir. Partnerlerden biri bunu “Artık arzulanmıyorum” veya “Aramızdaki yakınlığı kaybediyoruz” şeklinde deneyimleyebilir.

Bu nedenle çiftlere bazen şu soruyu sormayı önemli buluyorum:

“Bu tartışmada sizi asıl inciten şey ne?”

Çünkü çift terapisinde görünen konunun birkaç katman altına indiğimizde çoğu zaman görülme, değerli hissetme, güvenme, sevilme, arzulanma veya terk edilmeyeceğinden emin olma gibi çok daha temel ihtiyaçlarla karşılaşırız.

Çiftler Neden Sürekli Aynı Konuları Tartışır?

“Biz hep aynı şeyi tartışıyoruz.”

Çiftlerle çalışırken oldukça sık karşılaştığım ifadelerden biri budur.

Fakat burada ilginç olan, çiftin gerçekten her zaman aynı konuyu tartışmıyor olmasıdır.

Bir tartışma para üzerinden başlayabilir, bir diğeri aileler, başka biri kıskançlık veya cinsellik üzerinden ortaya çıkabilir.

Konu değişir.

Ama tartışmanın sonunda yaşanan duygu değişmez.

Biri anlaşılmadığını hissederken diğeri sürekli eleştirildiğini düşünebilir. Biri daha fazla yakınlık isterken diğeri kendisini baskı altında hissedebilir.

Bir süre sonra çiftin problemi belirli bir konu olmaktan çıkar ve tekrarlayan bir ilişki örüntüsüne dönüşür.

Bu nedenle çift terapisinde yalnızca “Kim haklı?” veya “Tartışmayı kim başlattı?” sorularıyla ilgilenmek çoğu zaman yeterli değildir.

Benim için daha önemli soru şudur:

“Bu tartışma başladığında ikinizin arasında ne oluyor?”

Biri Yaklaşırken Diğeri Neden Uzaklaşır?

İlişki araştırmalarında sık incelenen örüntülerden biri talep etme–geri çekilme (demand-withdraw) döngüsüdür.

Bu döngüde partnerlerden biri konuşmak, cevap almak, problemi çözmek veya ilişkide bir değişiklik yaratmak ister.

Diğer partner ise konuşmayı erteler, susar, konuyu değiştirir veya duygusal olarak geri çekilir.

Burada genellikle ilginç bir karşılıklı etkileşim oluşur.

Biri uzaklaştıkça diğeri daha fazla yaklaşır.

Diğeri daha fazla yaklaştıkça ilk partner kendisini daha fazla baskı altında hisseder ve daha çok uzaklaşır.

Sonunda her iki partner de başlangıçta korktuğu şeyi yaşamaya başlar.

Yakınlık arayan kişi kendisini daha yalnız hisseder.

Geri çekilen kişi ise daha fazla eleştirildiğini veya sıkıştırıldığını düşünür.

Araştırmalar talep etme–geri çekilme örüntüsünü ilişkide daha yoğun olumsuz duygular ve çatışmaların çözülememesiyle ilişkilendirmektedir.

Bu nedenle burada yalnızca geri çekilen veya sürekli konuşmak isteyen partneri “problem” olarak görmek doğru değildir.

Problem çoğu zaman kişilerden biri değil, iki kişinin arasında oluşan döngüdür.

Bu ayrımı çift terapisinde oldukça önemli buluyorum.

Bağlanma Biçimimiz Tartışmalarımızı Etkiler mi?

Yakın ilişkiler yalnızca bugünün içinde yaşanmaz.

Her insan ilişkiye kendi geçmişini de getirir.

Çocukluk dönemindeki ilişkilerimiz, önceki romantik ilişkilerimiz, terk edilme deneyimlerimiz, güven duygumuz ve yakınlık karşısındaki tutumumuz bugün kurduğumuz ilişkiler üzerinde etkili olabilir.

Bağlanma araştırmaları da kişilerin yakınlık, reddedilme ve terk edilme karşısındaki hassasiyetlerinin romantik ilişkilerdeki davranışlarla ilişkili olabileceğini göstermektedir.

Örneğin bazı insanlar partnerinin uzaklaştığını hissettiğinde daha fazla yakınlık ve güvence arar.

Bazıları ise yoğun duygusal temas karşısında geri çekilme ihtiyacı hisseder.

Bu iki ilişki kurma biçimi karşılaştığında güçlü bir döngü ortaya çıkabilir.

Bir partner “Benden neden uzaklaşıyorsun?” diye yaklaştıkça diğeri daha fazla uzaklaşabilir.

Diğeri uzaklaştıkça ilk partner daha fazla kaygılanabilir.

Bu noktada çift artık yalnızca o gün yaşanan olay hakkında tartışmıyordur.

Her iki kişinin de daha eski ve daha derin ilişkisel hassasiyetleri tartışmanın içine girmiş olabilir.

İlişkide Tartışmalar Neden Kontrolden Çıkar?

Çatışmayı yalnızca bir iletişim problemi olarak görmenin eksik olduğunu düşünüyorum.

Çünkü tartışma yalnızca iki düşüncenin karşılaşması değildir.

Aynı zamanda iki duygusal dünyanın karşılaşmasıdır.

Kişi kendisini reddedilmiş, değersiz, terk edilmiş veya tehdit altında hissettiğinde karşısındaki kişiyi dinlemek giderek zorlaşabilir.

Bu noktadan sonra konuşmanın amacı problemi çözmekten çıkıp kişinin kendisini korumasına dönüşebilir.

Kimi insan saldırır.

Kimi savunmaya geçer.

Kimi susar.

Kimi ise fiziksel veya duygusal olarak ortamdan uzaklaşır.

Dolayısıyla sağlıklı çatışma yönetimi yalnızca “doğru cümleleri kurmayı” öğrenmek değildir.

Kişinin kendi duygusunu fark edebilmesi, onu düzenleyebilmesi ve karşısındaki insanın deneyimini merak etmeye devam edebilmesi de önemlidir. Çift terapisinde çalıştığımız en önemli parçalardan biri de budur.

İlişkide Çatışma Nasıl Çözülür?

İlişkide çatışma çözmenin amacı bütün tartışmaları ortadan kaldırmak değildir.

Bana göre çift terapisinde daha gerçekçi hedef, çiftin tartışmalarını ilişkiye zarar veren otomatik bir döngüye dönüştürmeden yaşayabilmesini sağlamaktır.

Suçlamak Yerine Deneyiminizi Anlatın

“Sen zaten beni hiç önemsemiyorsun.”

Bu cümle karşıdaki kişinin kişiliğine ilişkin bir yargı içerir ve savunmaya geçmesini kolaylaştırır.

Bunun yerine:

“Böyle olduğunda kendimi geri planda kalmış hissediyorum ve senden daha fazla yakınlık bekliyorum.”

demek kişinin kendi deneyimini anlatmasına imkân verir.

Buradaki küçük görünen dil değişikliği aslında önemli bir psikolojik değişimi temsil eder.

Artık karşımızdaki kişiye kim olduğunu söylemek yerine, onun davranışının bizim içimizde ne yarattığını anlatmaya başlarız.

Öfkenin Altındaki Duyguyu Merak Edin

Çift terapisinde çiftlerle çalışırken öfkenin kendisinden çok, öfkenin altında ne bulunduğunu anlamayı önemli buluyorum.

Çünkü öfke bazen ilk gördüğümüz duygudur.

Altında ise incinmişlik bulunabilir.

Eleştirinin altında görülme ihtiyacı olabilir.

Kıskançlığın altında kaybetme korkusu bulunabilir.

Geri çekilmenin altında umursamazlıktan çok yetersizlik veya çaresizlik hissi olabilir.

Bu nedenle “Neden bu kadar öfkelisin?” sorusundan bazen daha önemli bir soru vardır:

“Burada seni inciten ne oldu?”

Tartışmaya Ara Vermek İlişkiye İyi Gelir mi?

Bazen evet.

Fakat tartışmaya ara vermek ile partneri cezalandırmak için susmak birbirinden farklıdır.

“Şu anda çok gerildim. Biraz sakinleşmeye ihtiyacım var ama bu konuşmaya geri döneceğim.”

demek ilişkisel teması tamamen kesmez.

Kişi hem kendi sınırını koyar hem de partnerine ilişkinin devam ettiği mesajını verir.

Buna karşılık günlerce konuşmamak, partneri belirsizlik içinde bırakmak veya sessizliği cezalandırma yöntemi olarak kullanmak çatışmayı daha da derinleştirebilir.

Partnerinizi Problemin Kendisi Haline Getirmeyin

İlişkilerde çatışma başladığında çok hızlı biçimde iki cephe oluşabilir:

“Ben haklıyım.”

“Sen haksızsın.”

Bu noktadan sonra ilişkinin problemi çözülmeye çalışılmaz; iki kişi birbirini yenmeye çalışmaya başlar.

Oysa çiftin kendisine sorabileceği daha işlevsel bir soru vardır:

“Bizim aramızda tekrar tekrar oluşan şey ne?”

Bu soru benim çift terapisine bakışım açısından da oldukça önemlidir.

Çünkü partnerlerden birini problem olarak tanımlamak yerine, çiftin birlikte oluşturduğu ilişki örüntüsüne bakmamızı sağlar.

Sağlıklı İlişki Hiç Tartışmayan İlişki midir?

Hayır.

Sağlıklı ilişki, iki kişinin her konuda aynı düşündüğü veya hiç çatışmadığı bir ilişki değildir.

Araştırmalar, çiftlere yönelik yapılandırılmış ilişki ve iletişim çalışmalarının iletişim becerileri üzerinde olumlu etkiler yaratabildiğini göstermektedir.

Bu bize önemli bir şeyi hatırlatıyor:

İlişki kurma biçimimiz değişmez değildir.

Kendi davranışlarımızı fark edebiliriz.

Partnerimizin davranışının altında bulunan ihtiyacı anlamayı öğrenebiliriz.

Ve yıllardır tekrar ettiğimiz bazı ilişkisel döngüleri değiştirebiliriz.

Çift Terapisine Ne Zaman Başvurulabilir?

Her tartışma çift terapisi gerektirmez.

Ancak farklı konularda başlayan tartışmalar sürekli aynı şekilde sonlanıyorsa, çift artık problemlerini konuşmak yerine birbirlerinin kişiliklerine saldırıyorsa veya ilişkide giderek artan bir uzaklaşma yaşanıyorsa profesyonel destek düşünülebilir.

Benzer şekilde bir partner sürekli yakınlaşmaya çalışırken diğerinin geri çekildiği ilişkilerde, duygusal veya cinsel yakınlığın belirgin biçimde azaldığı durumlarda ve geçmiş kırgınlıkların bugünkü ilişkiyi sürekli etkilediği dönemlerde çift terapisi üzerinde düşünülebilir.

Çift terapisi benim için kimin haklı olduğunu belirlediğimiz bir alan değildir.

İki insanın ilişkiye getirdiği geçmişleri, ihtiyaçları, beklentileri ve kırılganlıklarıyla birlikte, aralarında nasıl bir ilişki oluşturduklarını anlamaya çalıştığımız bir alandır.

Bazen çiftin yıllardır tartıştığı konu değişmez.

Fakat o konu etrafında birbirleriyle kurdukları ilişki değişebilir.

Çünkü ilişkilerde güven yalnızca iyi zamanlarda kurulmaz.

Bazen güven, çatıştığımızda bile birbirimizi tamamen kaybetmeyeceğimizi bilmekle başlar.

Bu nedenle ilişkide çatışma her zaman ortadan kaldırılması gereken bir durum değil, çiftin ilişki kurma biçimini anlamak için önemli bir alan olabilir.


Kaynakça

Schrodt, P., Witt, P. L., & Shimkowski, J. R. (2014). A meta-analytical review of the demand/withdraw pattern of interaction and its associations with individual, relational, and communicative outcomes. Communication Monographs, 81(1), 28–58. DOI: 10.1080/03637751.2013.813632

Seedall, R. B. (2024). Gender, attachment, and demand/withdraw patterns in the context of moderate couple conflict in cisgender, heterosexual relationships. Journal of Marital and Family Therapy, 50(4), 763–784. DOI: 10.1111/jmft.12729

Kanter, J. B., Lavner, J. A., Lannin, D. G., Hilgard, J., & Monk, J. K. (2022). Does couple communication predict later relationship quality and dissolution? A meta-analysis. Journal of Marriage and Family. DOI: 10.1111/jomf.12804

Megale, A., Peterson, E., & Friedlander, M. L. (2021). How effective is online couple relationship education? A systematic meta-content review. Contemporary Family Therapy, 44(3), 294–304. DOI: 10.1007/s10591-021-09585-7

Spencer, C. M., & Anderson, J. R. (2021). Online relationship education programs improve individual and relationship functioning: A meta-analytic review. Journal of Marital and Family Therapy. DOI: 10.1111/jmft.12491

 

Dikkatinizi Çekebilir