Aldatma sonrası ilişki, yalnızca üçüncü bir kişinin ilişkiye dahil olmasıyla açıklanabilecek kadar basit bir mesele değildir.
Aldatma sonrası ilişkide en sık karşılaşılan sorulardan biri “Neden?” olabilir.Neden yaptı? Bende eksik olan neydi? Onun bende bulamadığı ne vardı? Yaşadığımız ilişki gerçek değil miydi? Fakat aldatmanın psikolojisini yalnızca üçüncü bir kişinin ilişkiye girmiş olması üzerinden anlamaya çalışmak yeterli olmayabilir. Çünkü aldatmayla birlikte kırılan şey bazen yalnızca sadakat değil, kişinin içinde yaşadığı ilişkisel gerçekliktir. Düne kadar doğru olduğunu düşündüğüm şeylerden hangileri gerçekten doğruydu? Karşımda olduğunu sandığım kişiyi ne kadar tanıyordum? Ve belki daha sarsıcı olanı: Ben bu ilişkinin neresindeydim? Bu nedenle aldatma sonrası ilişkide insan yalnızca partnerinden değil, bir süreliğine kendi algısından ve kendi hikâyesinden de şüphe edebilir.
Aldatma Sonrası İlişkide Neden Bu Kadar Sarsılırız?
Bir ilişki kurarken yalnızca bugünün içine yerleşmeyiz. Partnerimizle geçmişimizi yeniden anlamlandırırken geleceğe ilişkin de birtakım varsayımlar kurarız. Bir sonraki yaz birlikte geçirilecektir, şu eve taşınılacaktır, birkaç yıl sonra hayatımız şöyle olacaktır… İlişki, bir bakıma iki insan arasında kurulmuş küçük bir gelecek tasarımıdır. Aldatma ortaya çıktığında ise yalnızca bugün değişmez. Geçmiş de geriye doğru yeniden okunmaya başlanabilir: “O gün gerçekten arkadaşlarıyla mıydı?” “Bana bunu söylediğinde hayatında başka biri var mıydı?” “Ben bunu nasıl fark etmedim?”
Bu soruların yorucu tarafı yalnızca cevaplarının bilinmemesi değildir. İnsanın kendi algısına duyduğu güveni de sarsabilmeleridir. Aldatılmanın bazı kişilerde oldukça yoğun psikolojik etkilerle ilişkili olabileceğini gösteren araştırmalar bulunuyor. Örneğin aldatılma yaşamış 73 genç ve evli olmayan yetişkinle gerçekleştirilen bir araştırmada katılımcıların %45,2’si olası aldatılma ilişkili PTSD düzeyinde belirtiler bildirmiştir. Ancak çalışmanın küçük ve belirli bir örnekleme dayanması nedeniyle bu oranı bütün aldatılan kişilere genellemek doğru değildir. Her aldatılma deneyimini klinik anlamda “travma” olarak tanımlamak da doğru olmaz. Ben burada aldatmanın yarattığı kırılmayı yalnızca “Partnerime artık güvenemiyorum” cümlesinde görmüyorum.Bazen başka bir soru daha vardır:
“ Kendi gördüğüme yeniden güvenebilir miyim?”
Aldatılmak Neden Değersizlik Duygusunu Tetikleyebilir?
Aldatma sonrasında zihnin hızla başvurduğu yollardan biri karşılaştırma olabilir. “Benden daha mı güzel?” “Daha mı genç?” “Cinsellikleri daha mı iyiydi?” “Onda olup bende olmayan ne?”
Üçüncü kişi, bir anda ilişkinin dışındaki bir insandan kişinin kendi değerini ölçtüğü bir cetvele dönüşebilir. Bu karşılaştırmanın oldukça acımasız bir tarafı vardır. Çünkü kişi, hakkında çoğu zaman çok az şey bildiği bir başkasının karşısına kendi bütün eksiklikleriyle çıkar. Aldatılan kişinin zihni böylece partnerinin davranışına ilişkin bir açıklama ararken meseleyi kendi değerine ilişkin bir hükme çevirebilir:
“Demek ki yeterli değildim.”
Burada durmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bir insanın aldatması ile partnerinin değeri arasında kurulmaya çalışılan nedensellik psikolojik olarak anlaşılır olsa da zorunlu olarak gerçeği anlatmaz.
İnsan Neden Aldatır?
Bu sorunun tek bir cevabı olduğunu düşünmüyorum. Hatta terapi odasında “Neden aldattın?” sorusunun bazen bizi fazlasıyla hızlı bir açıklamaya götürme riski taşıdığını düşünüyorum. “İlişkimiz kötüydü.” “Cinsellik yoktu.” “İlgi görmüyordum.” “Bir anlık hataydı.”
Bunların her biri kişinin deneyiminin bir parçası olabilir. Fakat doğru olmaları, hikâyenin tamamını anlattıkları anlamına gelmez.
Selterman, Garcia ve Tsapelas’ın aldatma motivasyonlarını araştırdıkları çalışmaları da aldatmayı tek bir nedene indirgememek gerektiğine işaret ediyor. İlişkisel nedenlerin yanında öfke, düşük bağlılık, benlik değerini destekleme, cinsel çeşitlilik ve durumsal faktörler gibi farklı motivasyonlar belirlenmiş durumda. Bu nedenle “İlişkide ne eksikti?” sorusunun yanına başka bir soru daha koymak gerektiğini düşünüyorum:
Kişi bu ilişkinin dışında kendisine ait hangi deneyimi arıyordu? Tam burada ilişkinin dinamikleriyle kişinin kendi ruhsal dünyasını birbirinden ayırmadan ama birbirine de karıştırmadan düşünmek gerekir. Aldatma sonrası ilişki üzerine düşünürken de yalnızca aldatılan partnerin tepkilerine değil, aldatmanın ortaya çıktığı bireysel ve ilişkisel bağlama birlikte bakmak gerekir.
Bazen Arzulanan Yalnızca Başka Bir İnsan Değildir
Bazen üçüncü kişi yalnızca arzulanan başka bir insan değildir. Kişinin onun yanındayken deneyimlediği başka bir kendilik hali de arzulanıyor olabilir. Daha özgür, daha genç, daha arzulanabilir, daha güçlü, daha az sorumlu ya da daha fazla görülmüş hisseden bir “ben”… Bu nedenle terapide benim ilgimi yalnızca: “Diğer kişide ne buldun?” sorusu çekmez. Bir başka sorunun da önemli olduğunu düşünüyorum: “Onun yanındayken kendinde ne buldun?” Çünkü bazen arzulanan yalnızca öteki değildir; ötekinin gözünde olduğumuz kişidir. Burada bir ayrımı özellikle korumak gerektiğini düşünüyorum. Aldatmanın psikolojik anlamını araştırmak, onu haklı çıkarmak anlamına gelmez. Bir davranışı anlamaya çalışmak, o davranışın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Bağlanma Biçimimizin Aldatmayla İlgisi Var mı?
Bağlanma örüntülerinin aldatmayla ilişkisini inceleyen araştırmalar da bulunuyor. 17 araştırmayı ve toplam 13.666 katılımcıyı kapsayan güncel bir sistematik derleme ve meta-analizde bağlanma kaygısı ve kaçınması ile aldatma arasında anlamlı fakat görece küçük bir ilişki bulundu. Çalışmaların çoğunun cinsel yönelim bildirmemesi, bildirenlerin ise ağırlıklı olarak heteroseksüel örneklemler içermesi gibi sınırlılıklar da bulunuyor.
Bu bulguyu “Güvensiz bağlanan kişi aldatır” şeklinde okumak doğru olmaz. Bağlanma biçimi ne aldatmanın tek nedeni ne de gelecekteki davranışımızı belirleyen değişmez bir kaderdir. Belki bağlanma stiline bir etiket olarak bakmak yerine kişinin yakınlıkla ne yaptığına bakmak daha anlamlıdır: Yakınlık arttığında ne oluyor? Bağımlılık hissedildiğinde ne oluyor? Kişi hem bağlılığı hem arzuyu aynı ilişkinin içerisinde taşıyabiliyor mu? Bazen bilimsel bir kavramı insanın üzerine yapıştırmak yerine, o kavramın açtığı soruların peşinden gitmek daha fazla şey anlatabilir.
Aldatmanın Ardından Neden Her Şeyi Bilmek İsteriz?
Aldatılan partner bazen ayrıntıları tekrar tekrar sormak isteyebilir. Ne zaman başladı? Kaç kez görüştünüz? Onu seviyor muydun? Bana o gün ne söylemiştin? Bu sorular dışarıdan bakıldığında kişinin kendisine eziyet etmesi gibi görünebilir. Oysa insan bir süredir kendisinden saklanan başka bir gerçekliğin var olduğunu öğrendiğinde, zihni parçalanmış hikâyeyi yeniden bütünleştirmeye çalışabilir.
Bilmediğim parçaları öğrenirsem belki yeniden neyin gerçek olduğunu anlayabilirim. Fakat burada hassas bir sınır vardır. Gerçeği bilmeye duyulan ihtiyaç ile zihinde tekrar tekrar yaralayıcı görüntüler oluşturabilecek ayrıntıları öğrenmek aynı şey olmayabilir. Bu nedenle aldatma sonrası çift terapisinde mesele yalnızca “Her şeyi anlatmak gerekir mi?” değildir. Bazen daha önemli soru şudur:
“Bu bilgiyi neden bilmek istiyorum ve öğrendiğimde onunla ne yapacağım?”
Aldatma Sonrası İlişkide Güven Yeniden Kurulabilir mi?
Aldatma sonrası ilişkide en sık karşılaştığımız sorulardan biri budur: “Bir daha güvenebilir miyim?” Belki önce güvenin ne olduğunu yeniden düşünmek gerekir.
Aldatma nedeniyle çift terapisine başvuran çiftlerle yapılan araştırmalar burada ihtiyatlı biçimde umut verici sonuçlar sunuyor. Almanya ve Avusturya’daki toplum temelli bir örneklemde aldatmayı sorun olarak bildiren 145 çift, başka nedenlerle terapiye başvuran 385 çiftle karşılaştırılmıştır. Aldatma grubundaki çiftler başlangıçta daha yoğun ilişki sıkıntısı ve depresif belirtiler bildirirken terapi süresince iyileşmeye devam etmiş; altı aylık takipte iki grup istatistiksel olarak birbirinden ayırt edilemez hale gelmiştir. Araştırmacılar kayıp veri gibi sınırlılıkları da belirtmektedir. Bu sonuç “Her ilişki kurtarılabilir” anlamına gelmez. Bazı ilişkiler yeniden kurulur. Bazıları sona erer. Bazılarında ise çift henüz hangisini istediğini bilmiyordur.
Aldatma Sonrası Çift Terapisinde Nasıl Çalışıyoruz?
Aldatma sonrası çift terapisine iki kişi gelir; fakat odada çoğu zaman yalnızca iki kişi yoktur. Yaşanan olay, bilinmeyenler, öğrenilen ayrıntılar, öfke, suçluluk, utanç ve üçüncü kişinin zihinsel varlığı da bir anlamda odaya gelir. Aldatmanın henüz ortaya çıktığı dönemde ilk ihtiyaç her zaman ilişkinin geçmişini uzun uzun analiz etmek olmayabilir. Öncelikle yaşananların konuşulabileceği ve yoğun duyguların taşınabileceği yeterince güvenli bir alan oluşturmak gerekir. Çünkü taraflardan biri sürekli cevap ararken diğeri sürekli savunmaya geçtiğinde çift aynı döngünün içerisinde kalabilir:“Neden yaptın?” “Sana anlattım.” “Ama hâlâ anlamıyorum.” “Daha ne söylememi istiyorsun?”
Bir noktadan sonra yalnızca aldatmanın kendisini değil, aldatma sonrasında çiftin birbirine ne yaptığını da çalışmaya başlarız. Aldatma sonrası çift terapisi üzerine geliştirilmiş bütüncül modellerden Gordon, Baucom ve Snyder’ın yaklaşımı; aldatmanın bireysel ve ilişkisel etkilerinin ele alınmasını, olayın ortaya çıktığı bağlamın anlaşılmasını ve çiftin yaşananlara ilişkin yeni bir anlam oluşturmasını birlikte ele alıyor. Modelin ilk değerlendirmesinde yalnızca altı çift yer aldığı için sonuçları güçlü bir etkililik kanıtı olarak değil, alandaki erken dönem klinik bulgulardan biri olarak değerlendirmek gerekir.
Sonra “Neden?” Sorusuna Dönebiliriz
İlk sarsıntı bir miktar yatıştığında terapinin soruları değişmeye başlayabilir. Aldatma ilişkinin hangi döneminde ortaya çıktı? Yakınlık, cinsellik ve arzu ilişkide nasıl yaşanıyordu? Çift birbirinden ne zamandır uzaklaşıyordu — eğer gerçekten uzaklaşıyorsa? Kişi üçüncü kişinin yanında kendisini nasıl deneyimliyordu? İlişkinin içerisinde söyleyemediği, yaşayamadığı ya da kendisine bile itiraf edemediği ne vardı? Ve yeniden:
“Diğer kişide ne buldun?” kadar, “Onun yanındayken kendinde ne buldun?”
Bu aşamada amaç aldatmayı açıklayan tek bir neden bulmak değildir. İnsanın ruhsallığı çoğu zaman tek bir nedene sığmaz. Bunun yerine davranışın kişi için taşıdığı anlamı, ilişkinin içinde bulunduğu bağlamı ve çiftin ilişki kurma biçimini birlikte anlamaya çalışırız.
Güven Nasıl Yeniden Kurulur?
Güven yalnızca “Bir daha yapmayacağım” cümlesiyle geri gelmez. Aldatma sonrası ilişki yeniden kurulacaksa güvenin yalnızca sözlerle değil, zaman içerisinde tekrar eden tutarlı ilişkisel deneyimlerle desteklenmesi gerekir. Bazı çiftlerde üçüncü kişiyle temasın sona ermesi, gizliliğin ortadan kaldırılması, sınırların yeniden belirlenmesi ve soruların dürüstçe yanıtlanması bu sürecin parçaları olabilir. Fakat güveni sürekli telefon kontrol etmekle eş anlamlı hale getirmek de ilişkiyi başka bir çıkmaza taşıyabilir. Çift terapisinin amacı aldatılan partneri bir dedektife, aldatan partneri ise hayatının geri kalanını denetim altında geçiren bir şüpheliye dönüştürmek değildir. Daha zor olan soruya yaklaşmaya çalışırız:
Denetime ihtiyaç duymadan güvenilebilecek bir ilişki yeniden kurulabilir mi?
Affetmek Zorunda mıyız?
Aldatma konuşulurken en hızlı kullanılan kelimelerden biri “affetmek” olabilir. Oysa affetmek bir görev değildir. Hele unutmak hiç değildir. Affetmek kişinin yaşadığı kırılmayı hızla geride bırakması, öfkesinden vazgeçmesi veya ilişkiye devam etmesi anlamına gelmek zorunda değildir. Bu nedenle “Affedebilecek misin?” sorusundan önce başka bir sorunun gelmesini daha anlamlı buluyorum:
“Başına gelen şeyi kendi hikâyende nereye koyacaksın?” Çünkü insan bazen ilişkiye devam ettiği halde affetmemiş olabilir. Bazen affeder ama ilişkiye devam etmek istemez. Bazen de henüz bunların hiçbirini bilmiyordur. Bilmemek de bu sürecin bir parçasıdır.
Çift Terapisinin Amacı İlişkiyi Her Koşulda Kurtarmak Değildir
Aldatma sonrası çift terapisine başlamak, ilişkinin mutlaka devam edeceğine karar vermek anlamına gelmez. Terapiyi ilişkinin ne pahasına olursa olsun sürmesini sağlayacak bir mekanizma olarak görmüyorum. Bazen çift ilişkiyi yeniden kurmak ister. Bazen partnerlerden biri kalmak, diğeri ayrılmak ister. Bazen iki taraf da henüz ne istediğini bilmiyordur. Çift terapisi bu noktada iki kişinin yaşanan kırılmanın ardından birbirleriyle ve kendileriyle daha gerçek bir yerden karşılaşabilecekleri bir alan olabilir. Bazı çiftler için iyileşmek birlikte kalabilmektir. Bazıları içinse birbirlerine ne olduğunu anlayarak ayrılabilmek. Her iki durumda da mesele yalnızca aldatmayı geride bırakmak değildir. İnsanın yaşadığı şeyin ardından kendisine, ötekine ve ilişki kurma kapasitesine yeniden nasıl döneceğidir.
Aldatma Sonrası İlişki Aynı Yerden Devam Edebilir mi?
Aldatmanın ardından çiftler sıklıkla eski ilişkilerine dönmek ister: “Eskisi gibi olabilir miyiz?” Bu isteğin oldukça anlaşılır olduğunu düşünüyorum. Ama bazı deneyimlerden sonra geri dönülecek bir “eski” artık olmayabilir. Belki de soru eski ilişkinin yeniden kurulup kurulamayacağı değildir. Bu iki insanın, artık bildikleri şeylerle birbirleriyle yeniden karşılaşıp karşılaşamayacağıdır. Belki de aldatma sonrası ilişki için asıl mesele eskiye dönebilmekten çok, yaşanan kırılmanın ardından yeni bir ilişki kurmanın mümkün olup olmadığını görebilmektir. Aldatılan partner için bu, kendi değerini partnerinin seçimine teslim etmemek olabilir. Aldatan partner için yaptığı seçimin sorumluluğuyla birlikte kendi arzularına, sınırlarına ve ilişki kurma biçimine daha yakından bakmak olabilir. Çift içinse daha zor bir soru ortaya çıkar: “Yaşadığımız şeyi silemeyeceksek, onunla birlikte nasıl yaşayacağız?” Belki güven de tam burada yeniden düşünülür. Hiç incinmeyeceğimize inanmak olarak değil; incindiğimizde bununla ne yapacağımızı, birbirimize ne kadar yaklaşabileceğimizi ve gerektiğinde birbirimizden ne kadar uzaklaşabileceğimizi bilmek olarak. Çünkü bazı kırılmalar ilişkinin sonunu getirir. Bazıları ise iki insanı, daha önce birbirlerinde hiç görmedikleri bir yerden yeniden karşılaştırır.
Kaynakça
Selterman, D., Garcia, J. R., & Tsapelas, I. (2019). Motivations for Extradyadic Infidelity Revisited. The Journal of Sex Research, 56(3), 273–286. DOI: 10.1080/00224499.2017.1393494. Araştırma farklı aldatma motivasyonlarını incelemektedir.
Roos, L. G., O’Connor, V., Canevello, A., & Bennett, J. M. (2019). Post-traumatic stress and psychological health following infidelity in unmarried young adults. Stress and Health, 35(4), 468–479. DOI: 10.1002/smi.2880.
Ghiasi, N., Rasoal, D., Haseli, A., & Feli, R. (2024). The interplay of attachment styles and marital infidelity: A systematic review and meta-analysis. Heliyon, 10(1), e23261. DOI: 10.1016/j.heliyon.2023.e23261. 17 çalışma ve toplam 13.666 katılımcıyı içeren meta-analizdir.
Atkins, D. C., Marín, R. A., Lo, T. T. Y., Klann, N., & Hahlweg, K. (2010). Outcomes of couples with infidelity in a community-based sample of couple therapy. Journal of Family Psychology, 24(2), 212–216. DOI: 10.1037/a0018789.
Gordon, K. C., Baucom, D. H., & Snyder, D. K. (2004). An integrative intervention for promoting recovery from extramarital affairs. Journal of Marital and Family Therapy, 30(2), 213–231. DOI: 10.1111/j.1752-0606.2004.tb01235.x.
Not: Bu içerik psikoeğitim amacıyla hazırlanmıştır. Aldatma deneyiminin bireysel ve ilişkisel anlamı her çift için farklı olabilir. Buradaki bilgiler psikolojik değerlendirme veya psikoterapi sürecinin yerine geçmez.


