Çift Terapisi Nedir, Ne Değildir?

Bu yazıda çift terapisi nedir, ne değildir? sorusunu yanıtlamaya çalışacağız. Yanıtlamak için ise varoluş tarihimizin filmini biraz gere sarmakla başlayacağız.

Dünyaya geldiğimiz yerde ilk karşılaşmamız ‘öteki’ iledir. Öteki, ilk zamanlarımızda genellikle bakım verenlerimizi temsil eder ve öteki ile ilişkilendikçe onun gözünden kendimizi görmeye başlarız. Onun gözünde gördüğümüz kendiliğimizi biçimlendirmek isteriz. Onun gözü kendiliğimi tortulaştıran, yutan bir yer olabilirken, kendimi görmeye alan açan, varlığımı dünya üzerinde kurgulamama fırsat veren, varlığımı alaşağı eden bir noktaya da beni taşıyabilir.

İnsan canlısı olarak diğer canlılardan farkımız, bir ötekine muhtaçlığımız ve acziyetimiz ile tanımlanabilir. Bir kedi doğumundan kısa bir süre sonra yürümeye, karnını doyurmaya yarayacak besinler aramaya, oyun kurmaya başlarken, insan canlısı hayatta kalabilmek için aylar boyunca bakım vereninin desteğine muhtaçtır. Bu temel fark, ilişkiler dünyasındaki var oluşumuza ruhsal ve duygusal anlamda da ayrım katmaktadır. Satırlarımın başında ifade ettiğim gibi, doğumla birlikte ötekinin gözünde kendimi görme ve inşa etme serüvenim de başlar. Öteki ihtiyaçlarımı görebiliyor mu? Huzursuzken beni sakinleştirebiliyor mu? Sevincime ortak oluyor mu? Sorunumu çözmek için beni önemsiyor mu? Bu gibi soruların izini, kendim için önemli gördüğüm öteki ile kurduğum her ilişkide bazen bilinç, bazense bilinçaltı düzeyinde cevabını ararız.

Yıllar ilerledikçe pek çok ilişkinin içine gireriz. Zamanla ‘öteki’ sadece bakım verenlerimiz olmaktan çıkar, öğretmenlerimiz, arkadaşlarımız, akrabalarımız, romantik ilişkilerimiz haline gelir. Her bir ilişkide sınırları, kuralları, paylaşımı, alma verme alışverişini, duygularla ilişkimizi, esnek yanlarımızı, kırılgan parçalarımızı görürüz. Ancak en çok da romantik ilişkide gözümüze çarpar tüm bunlar. Peki neden bir arkadaşlık ilişkisinde her biri bu denli görünür değilken romantik ilişkide daha fazla görünür oluyor?

Romantik ilişki bazen bazılarımız için ruhsal regresyon (gerileme) sürecinin başladığı yer olabilmektedir. Bebeklik ve çocukluğumda görülmeyiş ve anlaşılmayışımın tekrarı bir ilişki yaşayarak döngüyü tekrar ettirebilirim. Bu, bilinçli bir seçim değildir. Kimse, bilinç düzeyinde kendisini değersiz ve kaygılı hissedeceği bir ilişki yaşamak istemez. Döngüyü başlatan, bilinçdışımızdır. Bilinçdışımız bildiğini okumak ister, çünkü kişinin ilişkide yaşadığı değersizlik duygusu olsa bile, içinde nasıl rol oynayacağını bilir. O duygunun kendisine neler yaşatacağını, hangi düşünce ve davranış kalıplarını tekrar edeceğini bilir. Bilinmez olan korkutur bilinçdışını, kişi elini ayağını nereye koyacağını bilemez. İlişkide yaşayacağı değerli hissetmek, sevilmek olsa bile bu duygular baş edilmesi gereken bir duyguya dönüşür. Bir zaman sonra da sevilmek, sabote edilmesi gereken duyguya dönüşebilir. İnsan ruhsallığı çok katmanlı olup, indirgemeci bir tutumun uzağındadır. Bu sebeple yaşanabilecek regresyona dair ifade ettiğim sadece bir örnektir.

Asıl sorumuz olan ‘Çift terapisi nedir, ne değildir ?’ sorusunun cevabını vermeye çalışacak olursak; çift terapisi iki farklı ruh dünyasını ele aldığımız bir süreçtir. Yani, çift terapisine katılan iki kişinin de ruhsal dünyasının izini sürmeyi amaçlamaktadır. İki birey de o yaşına değin ilişkileri nasıl öğrendiği, ilişkilere yüklediği anlamları, tekrar eden döngülerini, sınırlarını, tıkandığı ve yol almakta güçlük çektiği başlıkları anlamlandırıp, ortak bir dil geliştirmeyi hedeflediğimiz bir süreçtir.  Hedefe giden bu terapi sürecinde ilk olarak ortak hedef belirlemek elzemdir. Örneğin ‘huzurlu bir ilişki istiyorum’ hedefi, terapi sürecinin işlerliği açısından yeterli olmayabilir. Huzurlu bir ilişki; çiftlerden biri için cinsel hayatının aktif ve canlı olabilmesi iken, diğeri için sohbet edip kendisini anlaşılmış hissetmesi olabilir. Bu nedenle ilk aşamada ortak hedeflerin farklılıklarının alt dinamiklari araştırıldıktan sonra ikinci aşamada ortak hedefin ortak oluşturulması kıymetlidir.

Çiftler terapiye başlamadan önce genel olarak pek çok çözümü ilişkileri için denemiş, fakat sonuç alamadıklarını fark ettikleri noktada çift terapisine yönelmiş olabilmektedir. Bu sebeple ilk seanslar iki birey için de kırılgan bir parça taşıyabilmektedir. Özellikle birbirlerine seslerini duyurabilmek ve anlaşılabilmek noktasında belirli kalıp düşünceleri olabilmektedir. Terapist olarak benim ilk hedeflerimden biri de kırılgan iletişimi daha dayanaklı hale getirip bireylerin seslerini birbirlerine ulaştırabilmelerine aracılık edebilmektir.

Peki konu bireysel terapi de olsa, çift terapisi de olsa, terapist olarak hedeflerimin arasında ne olamaz? Tavsiye vermek olmamalıdır. Bazen bireyler terapiyi ve terapisti can simidi olarak görebilmekte ve taşıdığı yükün ağırlığından yorulduğu için terapistin tavsiye ve yönlendirmelerine ihtiyaç duyduğu bir noktada terapiyi başlatabilmektedir. Burada amaçlardan biri bu ihtiyacı anlamaya çalışarak kulak vermek olmalıdır.

Sonuç olarak, çift terapisi yalnızca bir ilişkiyi ‘düzeltme’ süreci değildir. Aslında iki insanın da kendini ve birbirini yeniden tanımaya çalıştığı, geçmişin yankılarını fark etme yolunda olduğu, duygusal olarak büyüdüğü bir yolculuktur.

Birbirini ‘duymak’ yediden öğrenilebilir. Ve bazen en derin iyileşme, tam da bu duyma anlarında başlar.

Dikkatinizi Çekebilir