Çocuk ve ergen bireylere cinsel eğitim vermek, cinsellikle alakalı konuşmak ebeveyn ve bakım verenler için oldukça zihin bulanıklığı yaratan, hassas bir konudur.
Buradaki kafa karışıklığının en belirgin sebeplerinin başında cinselliğin bakım verenler için yetişkin cinselliği olarak algılanmasıdır. Ancak burada bahsi geçen cinsellik, bir çocuk için yetişkin cinselliğinden farklı olarak bedeni ile ilişkisine dayalıdır. Büyüme sürecinde bir çocuk bedeni ile arasında gizemli bazı parçalara tanıklık eder. Karşı cinsin kendisinden farklı bir fiziksel varoluşa sahip olduğuna, bedenindeki bazı parçaların günden güne büyüdüğüne ve geliştiğine tanıklık eder. Bu durum, dünyaya gelen bir çocuğun hem dünyayı keşfedip tanıma, adapte olma sürecinde desteğe ihtiyaç duyduğu bir süreçtir. Bu sorular yeterince cevaplanamadığında çocuk ilerleyen yıllarda bu soruların cevaplarını yanlış ya da eksik kaynaklardan öğrenebilir, bu da yanlış inanç ve davranışların, korku, kaygı gibi duyguların tohumunu atabilir.
Bir çocuk için bu dünyaya nasıl geldiğinin, karşı cins ile neden fiziksel farklarının olduğunun, kız çocuğunun neden belli yaşa geldiğinde regl olduğunun gibi pek çok sorunun anlamlı ve yankısı büyüktür.
Ebeveynler ise çocuklarının büyümelerine eşlik ederken, bir zaman sonra bu sorulardan biriyle karşılaşmaktan içten içe kaygı duyarlar. Çocuğuna nasıl dünyaya geldiğini açıklayacak en bildiği yer onu leyleklerin getirdiğidir. Ama içten içe bu cevaba kanı ısınmaz. Daha ayakları yere sağlam basan ama yetişkin cinselliğine de vurgu yaparak açıklamayacağı bir yol bulmaya çalışır durur.
Ebeveyn içten içe bilir ki, çocuğundan gelecek cinsellik ya da bedeniyle alakalı her soru onun beden algısı, sınırları, mahremiyeti, kendini her anlamda koruyabilme becerileri ve hayata bedeni üzerinden güvenle bağ kurabilmesi için kıymetlidir, elzemdir. Bu yazıda ebeveynlere bu kafa karıştırıcı noktada destek olabilmeyi umuyorum.
İlk olarak ‘ Cinsel eğitim ne zaman başlamalıdır?’ sorusuyla başlayalım.
Cinsel eğitim çocuğun doğumu ile başlayan bir süreçtir. Unutmayalım ki çocuğun bedeni ile kurduğu ilişki bizim onun bedeni ile nasıl ilişkilendiğimizle de doğru orantılıdır. Kız çocuk için vajinasının kapatılması gerektiği adım atmaya başladığı sıralarda öğrendiği bir bilgiyse, zaman içerisinde neden kapatması gerektiğini anlamak isteyecektir. Erkek çocuk için ise penisi açıp gösterilmesi gereken bir bilgiyse, neden diğer uzuvları için bu gösterinin gerekli olmadığı kafa karıştırıcı olacak ve penisi üzerinden bedenini inşa edecektir. Bedeninin belli bölgelerinin kapatılması ya da açılması yerine, bedeninin sınırlarını çocuğa öğretmek elzemdir. Bu, cinsel eğitimin en önemli parçalarındandır. Çocuğun kendi bedeninin kendisine ait olduğunu, istemediği dokunuşlara ‘hayır’ diyebilmesi, bedenlerimizde bazı özel bölgeler olduğu ve bu bölgelere doktor muayenesi ya da ebeveyn bakımı dışında dokunulmasına izin vermeyeceği anlatılmalıdır.
Çocuk özel bölgelerin isimlerini vajina- vulva ve penis olarak bilmelidir. Kuku, pipiş, pipi, pıtpıt gibi isimler kullanılmamalıdır. Bu isimler çocuğun beden algısını dağıtır. Ortada bedenine dair utanç ve suçluluk duygularının tohumunu eker.
Çocuklardan Gelen Cinsellikle İlgili Sorular Nasıl Yanıtlanmalıdır?
Sorulan sorudan ve soruya nasıl yanıt verileceğinden önce burada en kıymetli husus konunun ebeveyn tarafından nasıl ele alındığıdır.
Çocuk ‘ben dünyaya nasıl geldim?’ gibi bir soruyu ebeveynine yönelttiğinde ilerleyen yaşlarında hatırlayacağı, cevabından çok ebeveynin takındığı tutum, yüz ifadesi, ses tonu, yaklaşımı ve en önemlisi çocuğa hissettirdiğidir.
Çocuk, ‘hatalı bir şey mi yaptım bunu sorarak?’ dememelidir. Kendisini suçlu ve güvensiz hissetmemelidir. İlerleyen yıllarda, tohumları çocukluğunda atılmış olan bu duygularla cinselliği iç ve dış dünyasında ele alacaktır çocuk.
Çocuğun bedenini ve varoluşunu keşfetme merakı ebeveyn tarafından desteklenip kapsanmalı. Sakin bir ses tonu, konuya hakim olduğunu ifade eden beden dili, çocuğun merak duygusuna eşlik eden cümleleri ile çocukla uygumlu bir eşlikçi olmalıdır.
‘Merak etmen çok anlaşılır, kafanın karışmasını anlıyorum’ gibi cümleler çocuğun kendini güvende hissetmesine yardımcı olur.
Çocuğun yaşına uygun basit anlatımlar yapılmalı. Mevcutta zaten kafası karışık olan çocuk için uzun ve detaylı açıklamalar daha kafa karıştırıcı olur. Örneğin; çocuk tarafından ‘bebekler dünyaya nasıl gelir?’ gibi bir soru geldiğinde ‘anne ve babanın hücreleri birleşir ve annenin karnında bebek büyür’ gibi bir cümle yeterli olacaktır.
Çocuk tarafından bilmediğiniz, tereddüt ettiğiniz, nasıl ifade edeceğinizi o an bilemediğiniz sorularla karşılaştığınızda, paniklemek yerine bunu şeffaf ve sakin bir şekilde çocuğunuzla konuşmak o an ikinize de yardımcı olur.
‘Şu an bu sorunun cevabını bilmediğimi ( ya da nasıl ifade edeceğimi bilmediğimi) fark ettim, dilersen biraz araştırıp en kısa zamanda seninle paylaşabilirim, dilersen birlikte de araştırabiliriz’ gibi bir cümle iki taraf için de destekleyici olacaktır. Bu durumda hem siz kaygılanıp bu kaygıyı çocuğa yansıtmamış olursunuz, hem de çocuk bunu sormuş olduğu için suçlu hissetmemiş olur.
Çocuklar büyüdükçe sorular da değişir. Bu sebeple ebeveynin kapsayıcı, tutarlı ve güven veren yaklaşımı, çocuğu yeni sorular sormak için cesaretlendirmekle birlikte, yaşadığı anlam kargaşasının da önüne geçebilmesini sağlar.
Zaman içerisinde beden ve cinsellik hakkında konuşabildiğini deneyimleyen çocuğun kendilik algısı gelişir, beden sınırlarını öğrenir, cinsel istismara karşı daha dirençli olur. Bedeni ile şeffaf bir ilişki geliştiren çocuk, kendisine her anlamda sahip çıkmayı inşa eder.
Not: Bu yazı bilgilendrime amaçlıdır. Tanı ve tedavi yerine geçmez. Her çocuk biriciktir ve onun hikayesine göre sürecine eşlik edilmesi önemlidir.


